STAY WITH US

Ey iman edenler! Allaha takvalı olursanız O size furkan (hakkı batılı ayırt etme anlayışı) verir, sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük lutuf sahibidir. [8/Enfâl Suresi 29]

Resul Ne Verdiyse Alın Çarpıtmasına 6 Cevap!

Allah ve resulü


Hadislerde hiç uydurma olmadığını hatta hadis kitaplarının ikinci vahiy olduğunu söyleyen, peygamberin Allahın ortağı olduğunu iddia eden mezhepçiler, bu çarpık inançlarına delil olarak "Resul ne verdiyse alın, Allah ve Resulune itaat edin" ayetilerini göstermekteler. Halbuki Resule uyun diyen ayetler "Eski cahiliye dönemi adetlerini bırakın, yeni inen ayetleri kabul edin, peygamberin örnekliğinde İslamı yaşayın" demektir. Böyle olduğuna dair delil de çoktur.

Delil 1) Nebi ve Resul farkı

Resul ne verdiyse alın ayetini doğru anlamak için öncelikle NEBİ ve RESUL farkını bilmek gerekir. Nebilere kitap veya sayfa verilmiştir (2:213, 6:89), bu kitabı tebliğ ederken RESUL olurlar. Hz. Muhammed kitap verilmiş nebilerden birisidir, evinde yemek yerken de uyurken de nebidir lakin Ayet inince onu duyururken Resul olur, risalet görevini yerine getirmek için hutbe yapar.

Ey Resul, Rabbinden sana indirilen şeyi tebliğ et. Bunu yapmazsan onun risalet görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, kâfirler topluluğunu yola getirmez. (5/Maide Suresi 67)


Delil 2) Resule uymak ayetlere uymaktır

Kendi ellerinin öne sürdükleri dolayısıyla, onlara bir musibet isabet ettiğinde: 'Rabbimiz, bize de bir RESUL gönderseydin de böylece senin AYETLERİNE uysaydık ve mü'minlerden olsaydık' diyecek olmasalardı (seni göndermezdik). (28/Kasas Suresi 47)

Kim Resule itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. (4/Nisâ Suresi 80)


28:47 ve 4:80 ayetlerde Resul göndermek ile Ayetlere uymak Allaha itaat etmek birlikte kullanılmıştır, böylece Allah ve Resulune itaat ifadesinin "Allahın Resul ile duyurduğu ayetlere itaat" olduğu anlaşılmıştır.

Delil 3) Allah ve Resulünden uyarı

"Bu Allah ve Resulünden uyarıdır, anlaşmayı bozan müşriklere" (9/Tevbe Suresi 1)


Tevbe 1.ayette bir tane uyarı gelmiş olmasına rağmen "Allah ve Resulünden" denmiştir. Eğer rivayetleri Kurandan üstün tutan zihniyetin dediği gibi olsaydı Allahın uyarısı Kuranda, Resulün uyarısı hadislerde olması gerekirdi.

Mekkeli müşrikler bile bu uyarıyı gördüğü zaman "Ey Muhammed! Allahın uyarısı bu ayet ise senin uyarın nerede , bize hadis söyle" dememiştir. Çünkü Allah ve Resulü ifadesinin "Allahın Resulü ile duyurduğu hükümler" olduğunu biliyorlardı.

Delil 4) Nebi olarak uyarı aldı

Tahrim 1: Ey Nebi! Allahın sana helal kıldığı şeyi eşlerini hoşnut etmek arzusuyla neden kendine haram kılıyorsun? Allah bağışlayandır merhamet edendir.


Peygamberimiz eşleri arasında çıkan anlaşmazlık sonrası bir şeyi kendine haram etmiş sonra bu ayet inmiştir. Ayet Ey Nebi diyerek başlamaktadır çünkü tüm müslümanları ilgilendiren bir hüküm inmemiş, nebiye özel inmiştir. Eğer tüm müslümanları ilgilendiren bir hüküm olsaydı Ey Resul diye hitap edilirdi.

Delil 5) Hurma aşılama işi

Rivayete göre peygamberimiz hurma aşılayan adamların yanından geçerken "böyle yapmasanız da meyve verir" demiş. Bunun üzerine adamlar aşılama yapmayı bırakmış. Sonra peygamberimiz "Ben sadece kendi zannımı söyledim, eğer böyle yapmak faydalıysa devam edin, ben Allah adına konuşuyorsam onu alın" demiştir. (Müslim Fedail 139, İbn Hanbel 1/162, İbn mace ruhun 15)


Kuranla uyumlu olan bu hadise göre peygamberimiz günlük yaşamında konuştuğu sözler ile dini hüküm konusunda konuştuğu sözleri ayrı tutmuştur. Günlük yaşamında nübüvvet göreviyle hikmetli konuşur, ayet inince Risalet göreviyle tebliğ yapar. Evde yemek yerken uyurken de nebidir, hutbede konuşma yaparken resuldür.

Delil 6) Asrı saadet döneminde ikilem yapma hatası

Rivayete göre bir adam hutbe yaparken "Her kim Allah ve Resulune itaat ederse doğru yolu bulmuştur. Ama her kim bu ikisine asi olursa sapmıştır" dedi. Bunu duyan peygamberimiz "Sen ne fena bir hatipsin, (ikilem yapmadan) Kim Allah ve Resulune asi olursa sapıtmıştır" demelisin" buyurdu. (Müslim Cumua 13/48)


Kuran ile uyumlu olan bu hadise göre peygamberimiz de Allah ve Resulü ifadesini iki ayrı hüküm kaynağı olarak görenlerden rahatsız olmuş ve hemen düzeltme yapmıştır. İkilem yapma hatası daha ilk zamanlarda kendini göstermiş, günümüzde ise ayyuka çıkmıştır. Şeytan bu ifade üzerinden insanları iki ilahlı bir dine davet etmiştir. Tıpkı Hz. İsanın Allahın çocuğu ilan edilmesi gibi Hz Muhammed de Allahın ortağı ilan edilmiştir.

Ne gariptir ki rivayet kitaplarını Kurandan üstün tutan ve "ayet ile hadis çelişiyorsa hadis alınır" diyecek kadar ileri giden hurafeci zihniyet, burada gösterdiğimiz Kuranla uyumlu hadisleri görmezden gelir ve delil olarak almaz. Ama Kurana zıt hadisleri beğenip her yerde paylaşırlar. Bu da "Kuran müslümanlığı şerdir, fitnedir" diyen güruhun nasıl kötü niyetli kişiler olduğunu, bile bile hurafeleri savunduklarını açık şekilde göstermektedir.

Bu kadar örnekten anlaşılıyor ki Hz Muhammed Allahın ortağı değildir, elçisidir. Tıpkı padişahın elçisi gibi, fermana ilaveler yapmaz, fermanı duyurur. Soru soranlara fermanda yazanların özetini anlatır, bu da onu padişahın ortağı yapmaz.

Eski ümmetler peygamber sevgisi adı altında ilahlaştırmaya gitmiştir, örneğin Hz İsa önceden Allahın elçisi olarak görülüyorken konsil toplantılarında din adamları tarafından Allahın çocuğu ilan edilmiştir. Tevhidden sapıp şirke düşmüşlerdir. Benzer olay Sufilerin şeyhleri için de yaşanmıştır. Müritler şeyhlerini Allah ile eşit görmüşler, Allahın ortağı sayıp, ayak bastığı yere yüzünü sürüp, kapısında köpek olmayı övüp şirke düşmüşlerdir. Aynı şirk tehlikesi müslümanları da tehdit etmektedir.

Peygamberimiz "ELR! (Bu Kur'an) ayetleri sağlamlaştırışmış, sonra hakim ve habir tarafından ayrıntılarıyla açıklanmış bir kitaptır. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin diye böyledir. Ben ise onun tarafından (görevlendirilmiş) bir müjdeci ve uyarıcıyım." (11/ Hud Suresi 1-2)" diyerek elçilik vazifesine dikkat çekmiştir. Çünkü daha önceki ümmetlerin nasıl şirke düştüğünü bilmektedir. Bunu ona Allah söyletmiş ve vahiy olarak indiği için Kurandaki yerini almıştır.

Peki bu bilgileri hocalar bilmiyor mu? 30 yıl medresede dirsek çürütmüş adamlar neden halen "Kertenkele öldürene 100 sevap vardır çünkü hz ibrahimin ateşe atılmasına sevinmiştir" hurafesine inanabiliyor ve inanmayanlara "resul ne verdiyse alın" ayetini gösteriyor? Bu da nasip meselesi azizim, layık olanlar hidayete eriyor Kuran müslümanı oluyor, layık olmayanlar ise hurafe çukurunda debelenip duruyor. Kendilerini o çukurdan çıkarmaya çalışanlara ise "peygamber düşmanı, hadis inkârcısı, bana ayet okuma zındık" deyip karanlıkta kalmaya devam ediyor.

Allah ve Resulüne itaat - Bumudin Ekim 2018

Yorum Gönder

0 Yorumlar