STAY WITH US

Hikmeti dilediğine (layık olana) verir. Kime de hikmet verilmişse büyük hayır verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası bunu anlamaz. (Bakara Suresi 269)

Sünnet namazlara nasıl niyet edilir?

sünnet namazlara nasıl niyet edilir


Aklı kullanmanın en güzel örneklerinden birisi “Sünnet namazlara nasıl niyet edilir? Peygamberimiz sünnet namazlara nasıl niyet ediyordu?” sorusudur. Çocukken öğrendiğimiz şeylerden birisi olan sünnete niyet edip namaz kılmak, büyüyüp aklımızı kullanmaya başladıktan sonra garip gelmektedir. Peygamberin davranışlarına sünnet deniyorsa, peygamberimiz nasıl niyet etmiştir?

Sünnet kelimesi Kuranı kerimde nasıl geçiyor diye baktığımızda “Allahın sünneti” olarak geçtiğini görürüz. İlahi kanunların işleyişi, suçlulara ceza, iyilere mükafat gibi konularda her çağda aynı kanunlar işlemiştir. Örneğin samimi olarak hayatın amacını araştıran bir insan gerçeği arıyorsa İslam ile şereflenir. Lakin kendini müstağni görüyorsa ve kibirliyse kalbindeki boşluk hissi hiç gitmez, sıkıntı içinde yaşar ve mutluluk neşe gibi cennet hislerini yaşayamaz.

6/Enam 125: Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun (layık olanın) kalbini İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse (küstah olanı) sanki göğe yükseliyor gibi kalbine darlık ve sıkıntı verir. Allah inanmayanları işte böyle cezalandırır.


Peygamber sünneti ise onun günlük yaşamındaki davranışları ve dini yaşamındaki davranışları olarak bilinir. Mesela oturarak su içmek, her hafta tırnak kesmek, bakımlı ve temiz olmak günlük yaşamındaki sünnetlerdir. Dini yaşamındaki sünnetleri ise Kuranda emredilen şeyler ve ibadetlerdir. Müslümanlar da peygamberin dini yaşamındaki sünnetine uymak için namaz kılarlar. Ancak kafaları kurcalayan bir soru vardır. Peygamberin davranışlarına sünnet deniyor ise 5 vakit namaz kılarken farz namaz haricinde kıldığımız sünnet namazlara nasıl niyet edilir? Peygamberimiz sünnet namazlara nasıl niyet etmiştir?

Çocukken öğrendiği dini hiç sorgulamayan ve taklidi iman yaşayan bazı kimseler “Niyet ettim öğlen namazının ilk sünnetini kılmaya” diyerek peygamberin davranışına niyet ederler. Gerekçe olarak da “sahabeler peygamberden gördüğü gibi namaz kılmış, biz de onlar gibi kılıyoruz” derler. Halbuki ne peygamberimiz ne sahabeler “niyet ettim sünnet namaz kılmaya” dememiştir çünkü peygamberimizin böyle demesi “niyet ettim kendi sünnetime, kendi davranışıma” anlamına gelecektir. Sahabeler de “niyet ettim peygamberin davranışı namazını kılmaya” dememiştir. Peki nasıl niyet etmişlerdir?

Öncelikle bilmemiz gereken şey, Allahın emrettiği şeylere farz denir, ilave sevap kazanma için yapılan şeylere nafile denir. Nafile kelimesi Türkçede “boşuna, gereksiz” anlamına gelse bile Arapçada “farz olmayan, ilave” anlamına gelir. Örneğin Peygamberimize emredilen, sabah ezanından birkaç saat önce kalktığı teheccüd ibadeti vardır. Bu gece namazı Hz. Muhammed aleyhisselam için farz, ümmeti için sünnet oldu. Bugün manevi derecesini yükseltmek isteyenler teheccüde kalkıp namazkılar, Allahı yücelten tespihatlar yaparlar ve sevabını artırır, ilim ve hikmet verilmeye layık birisi olurlar. (Bak: Kitap ve hikmet)

İşte peygamberimize farz olan, bizler için sünnet olan bu teheccüd ibadeti emredilirken “Sana özel nafile olarak teheccüd et / gece ibadetine kalk” denmiştir. Burada nafile kelimesi kullanılmış olması, farz olmayan şeylerin nafile olduğunu anlamaya yeterlidir. Yani Allahın emrettikleri farz namazlardır, ilave sevap kazanmak için kıldıklarımız nafile namazlardır. Acelesi olanlar farz namazı kılıp işinin başına dönebilir, vakti olanlar nafile namaz da kılıp ilave sevap kazanabilir.

İSRA SURESİ 79.AYET: Ve minel leyli fe tehecced bihi nafileten leke asa, en yeb'aseke rabbuke maqamen mahmuden.

MEALİ: Gecenin bir kısmında teheccüd et (Gece ibadetine kalk), sana özel ilave olarak. Umulur ki rabbin seni makamı mahmuda (övülmüş makama) gönderir.

Diyanet meali: Gecenin bir vaktinde kalkıp kendine mahsus nâfile bir ibadet olarak da namaz kıl ki, rabbin seni övülmüş bir makama yükseltsin.

17:79 ayette peygamberimize özel bir farz ibadet olarak gece ibadetine kalkması emredilmiştir. Böylece makamı mahmud denilen övülen makama ulaşacaktır, bu övülen makam manevi derecesi yükselmiş Allah dostlarının makamıdır. Yani bizler de geceleri ibadet ederek manevi derecemizi yükseltebiliriz. Bu gece ibadetinde de niyet ederken “Niyet ettim Allah rızası için teheccüd namazı kılmaya / gece namazı kılmaya” deriz, veya “nafile namaz kılmaya” deriz.

Gerek 5 vakit namazda farzdan önce ve sonra kılınanlar olsun, gerekse güneş doğduktan sonra kılınan kuşluk namazı olsun, gece kalkıp kılınan teheccüd namazı olsun, bunlara nafile namaz denir ve niyet ederken de “Niyet ettim Allah rızası için nafile namaz kılmaya” denmesi daha mantıklıdır. Peygamberimiz de böyle demiş olmalıdır çünkü diğer türlüsü kendi davranışına niyet etmek olacaktır.

Özetle “peygamberimiz sünnet namazlara nasıl niyet ederdi” sorusunun cevabı “Niyet ettim Allah rızası için nafile namaz kılmaya” olacaktır. Aksi halde peygamberimiz “Niyet ettim Allah rızası için kendi davranışım namazını kılmaya” demiş olacaktır. Sahabeler de “Niyet ettim Allah rızası için peygamberin davranışı namazını kılmaya” demiş olacaktır. Asrı saadet dönemini düşünürsek hiç kimse böyle niyet etmemiştir. Sünnete niyet etmek yıllar sonra ortaya çıkmıştır. İnsanlar “peygamberimiz farz haricinde namaz kılmış , peygamber sünnetinde farz dışı namaz kılmak da var, o zaman buna sünnet namaz diyelim” demişler ve yanlış bir sonuca varmışlardır. Bu basit düşünce biçimi ayetlerden habersiz olmanın sonucudur.

Müslümanlar ilk önce Kuranı kerim okumalı, zihnini ayetlerin ışığıyla aydınlatmalıdır. Aksi halde yanlış çıkarımlar, Kurana zıt inançlar, hurafe ve bidatlar farkında olmadan din zannedilebilir. Özellikle çocukken öğrendiğimiz şeyleri Kurana göre yeniden süzgeçten geçirmek lazımdır. Kuran süzgecinden geçmeyen inançlar taklidi iman olacaktır, taklidi iman ise delilsiz kulaktan dolma imandır. Peygamberimiz hayatta iken onu taklit edenler kurtulmuştur, çünkü hayatı yaşayan Kurandır. Günümüzde ise Müslümanların karşısına Alevilik, Sünnilik, Şiilik, sufilik gibi paralel dinler çıkmaktadır.

Doğduğu ailede Alevilik görenler aleviyim demekte, ailesi sünni olanlar da ben sünniyim demekte, ailesi şii olanlar da ben şiiyim demektedir. Halbuki ben şucuyum ben bucuyum derken neye dayanarak bunu söylüyoruz? Atalarımızdan duyduğumuz şeyleri neden sorgulamadan kabul ediyoruz? Neden çocukken öğrendiğimiz şeyleri mutlak doğru kabul ediyoruz? Düşünmek, akletmek, sorgulamak sonucunda neye niçin inandığımızı tespit etmeli ve delile dayalı tahkiki imana geçmeliyiz. Aksi halde doğduğumuz bölgede yaygın olan inancı benimseyip kulaktan dolma din yaşamış oluruz. İnancını Kurana göre düzenlemekten daha güzel ne olabilir?

Kuşkusuz bu Kur’an en doğru olana iletir; dünya ve âhiret için yararlı işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler. (17/İsra Suresi 9)


Yorum Gönder

0 Yorumlar