Soru: Kitap ehli cennete girecek mi? Bakara 62 ve Maide 69 ayetleri gösterip "yahudi ve hristiyanlar da cennete gidebilir" diyenler var. Başka dinler de cennete gidecek ise "Allah katında din islamdır.." (Ali imran 19) ayetini nasıl anlamalıyız?
Cevap: Allah katında din islamdır ayeti, tarih boyunca gönderilen bütün peygamberlerin İslam dinini tebliğ ettiğini anlatır. Hz İbrahim de müslümandır, Hz Musa da müslümandır, Hz İsa da müslümandır. Lakin bu peygamberler öldükten sonra kavmindeki din adamları, peygamberin getirdiği dini değiştirip farklı isimler vermişlerdir. Tıpkı Hz Mumammedin getirdiği islamın sünniliğe dönüşmesi gibi, Hz Musanın getirdiği islamı yahudiliğe çevirmişlerdir, Hz İsanın getirdiği islamı Hristiyanlığa çevirmişlerdir. Bu gerçek unutulduğu için kimileri Hz Musayı Yahudi sanmaktadır, Hz İsayı Hristiyan sanmaktadır. Halbuki hepsi de bugün Kuranda gördüğümüz tevhid dinini anlatmışlardır.
Gelelim diğer dinlerden bahseden ayete. Bakara 62 ve Maide 69 ayetler aslında Son nebi gelmeden önce şirk koşmadan inanmış ve iyilik yapmış insanların cennete gidebileceğinden bahsetmektedir. Çünkü islam dini iman ve salih amel olarak iki parçadan oluşur. İman + Salih amel olursa cennete gidilebilir, bunlardan birisi eksik olursa gidilemez. Şimdi İmanın şartlarını anlatan ayete bakalım:
Nisa 136 ayette cennete gitmek isteyenlerin inanması gerekenler sayılmıştır. Son cumlesinde bunlardan birine inanmayan sapıklığa düşmüştür denir. Şimdi bu maddelerin ne anlama geldiğine teker teker bakalım.
1) Allah'a iman: Allah'a iman sadece onun var olduğuna inanmak değildir, aynı zamanda hiç bir ortağı olmadığına, herşeyin yaratıcısı ve yöneticisi olduğuna da inanmaktır. Böylece şirksiz iman olur, diğer türlü ortağı var demek veya çocuğu var demek şirk olur. Allah'a ortak ve çocuk isnad edenler Allah'a iman etmiş sayılmazlar.
2) Meleklere iman: Allahın emrinde çalışan üst boyutta yaşayan kanatlı canlılar olduğuna ve bunların amellerimizi yazmak, ölürken ruhumuzu çıkarıp götürmek, savaşta yardım etmek, mü'minler için hayır duası etmek, peygamberlere vahiy getirmek gibi farklı görevler yaptığına inanmaktır. Bu detayları görmezden gelip "melekler doğadaki güçlerdir, melekler aslında doğa kanunudur, metafizik canlı yoktur" diyen materyalistler de meleklere inanmış olmazlar.
3) Kitaplara iman: Allah'ın tarih boyunca peygamberlere kitap indirdiğine inanmaktır. Bu kitapları filanca peygamber kendisi yazmış gibi ithamlardan tenzih etmektir. Yahudi ve Hristiyanların durumuna bakılırsa hem Hz Muhammedin peygamberliğini kabul etmezler hem de ona inen Kuranı kerimi kabul etmezler. Böylece kitaplara iman şartında sınıfta kalırlar.
4) Resullere iman: Allahın tarih boyunca toplumları aydınlatmak için elçiler gönderdiğine, son olarak da Hz Muhammedi gönderdiğine inanmaktır. Kuranda adı geçen bu resullerden birisine bile yalancı demek, insanı küfre sürükler ve cennete gitmesini engeller. Örneğin Hz Musa peygamberdi ama Hz İsa yalancıydı demek, Hz İsa peygamberdi ama Hz Muhammed yalancıydı demek, Resullere iman şartını ihlal etmektir. Yahudi ve Hristiyanların durumuna bakıldığında Hz Muhammede yalancı dedikleri görülmektedir. Dolayısıyla Resullere iman şartından sınıfta kalmışlardır.
5) Ahirete iman: Öldükten sonra hesap vermek için dirileceğimize inanmak, amellerin tartıldıktan sonra sevabı ağır gelen cennete, günahı ağır gelen cehenneme gideceğine inanmaktır. "İnsan burada yaşadığı kadar vardır, ölünce toprak olup gideriz, kıyamet günü dirilmek falan yok" diyenler de küfre düşer ve cennete gidemez.
İşte burada sayılan 5 madde, kimin nereye gideceğini ortaya koymaktadır. Kitap ehli denilen Yahudiler, Hristiyanlar, Sabiiler.. Hz Muhammed doğmadan önce sadece Allaha kulluk ve ibadet edip, sadece Allah rızası için iyilik yaptılarsa, günahlardan uzak durdularsa elbette cennete gidebilirler. Ancak Hz Muhammed dünyaya teşrif ettikten sonra onu kabul etmek ve tarih boyunca bütün peygamberlerin anlattığı islam dini davetine icabet etmek şart olmuştur. Musa "Benden sonra isa gelecek ona uyun" demiştir, İsa da "benden sonra Ahmed gelecek ona uyun" demiştir.
Meryem oğlu isa da şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Bilin ki benden önceki Tevrat’ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim.” Ama O (Hz Muhammed) kendilerine apaçık kanıtlarla gelince, “Bu (kanıtlar) besbelli bir büyü!” dediler. (61/ Saff suresi 6)
Meryem oğlu isa da kendisinden sonra gelecek peygamberi haber vermiş ve "o geldiği zaman ona uyacaksınız, biz aynı yolun yolcusuyuz" demiştir. Bu sebeple "La ilahe illallah Muhammed rasulullah" demeyenler cennete gidemezler. Çünkü Resullere iman şartından sınıfta kalmış olurlar. Cennete gitmenin şartı iman + salih ameldir. Buna rağmen kimileri "La ilahe illalah demek yeterli, muhammed rasulullah demese de olur, iyilik yapmak cennete gitmek için yeterli" diyebilmektedir. Bunlara cevap olarak şu ayet inmiştir:
Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitap Ehlinin kuruntularıyla değil. Kim kötülük yaparsa, onunla ceza görür. O, Allah'tan başka bir veli ve bir yardımcı bulamaz. Erkek veya kadınlardan kimler de İMANLI OLARAK salih amel işlerse bunlar da cennete girerler ve hurma çekirdeğindeki çizik kadar bile haksızlığa uğratılmazlar. (4/Nisa Suresi 123-124)
Nisa 124 ayette görüldüğü üzere iman edip salih amel işleyenler haksızlığa uğramaz deniyor. İman şartını kaldırıp sadece salih amel şartını yeterli görenler onlarca ayeti yok saymış oluyor. İmanlı olarak salih amel işlemek ne demek? İmanın şartlarını kabul ettikten sonra iyilik yapmak demek. "Hz Muhammed Allahın elçisidir, Kuranı kerim son kutsal kitaptır" dedikten sonra iyilik yapmak kişiyi cennete götürür. Öbür türlüsü kişiyi küfre götürür, Hem Hz. Muhammede yalancı diyeceksin, hem Kuranı kendisi yazdı diyeceksin hem de cennete gitmeyi umacaksın. Nerede o yoğurdun bolluğu? Cennet bu kadar ucuz mu, her önüne geleni alıyorlar mı?
Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyen, "bazılarına inanıyor, bazılarını inkar ediyoruz" diyen ve bunun arasında bir yol tutturmak isteyenler varya, İşte bunlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır. (4/Nisa Suresi 150-151)
Şüphesiz, kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, içinde sürekli kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir. (98/Beyyine 6)
Nisa 136 ayette sayılan Resullere iman şartını kabul etmeyenler Nisa 150.ayette ve Beyyine 6.ayette de eleştirilmiştir ve öldükten sonra nereye gidecekleri haber verilmiştir. Hz. Muhammedi yalancılıkla itham eden bu kitap ehlinin sonu azap yurdu olan cehenneme atılmak olacaktır. Kurana iman etmiş bir insan böyle olduğunu görür ve bilir. Kurana iman etmeyenler ise bu kadar delili görmezden gelerek sadece Bakara 62.ayette takılı kalır ve herkesi cennetlik ilan eder.
Cennete gitmek için iyilik yapmak yeterli mi?
İman şartını kaldıran bu modernist zihniyet sadece kitap ehlini cennete sokmaya çalışmaz, Allah'a inanmayan ateistleri de cennete sokmaya çalışır. Yani sözde Kurancılar sadece kitap ehlini değil; din iman, Allah kitap, peygamber ayet tanımayan ve herşeyi inkâr eden ateistleri de cennetlik ilan edebiliyor. (Bak: Allah ateistleri yakamaz diyen hoca) Freni patlamış kamyon gibi önüne çıkan her şeyi bozuyorlar, kafasına göre bir din oluşturuyorlar. Üstelik kendi bozgunculuklarına "biz ıslah ediyoruz" diyerek kılıf buluyorlar. İmansızların cennete gidemeyeceğini söyleyenleri fesat çıkarmakla itham ediyorlar. Tıpkı münafıklar gibi önce bozgun çıkarıp sonra ıslah ediyoruz diyorlar. Bu da onların hak yoldan ne kadar saptığını tekrar gözler önüne seriyor.Onlara: 'Yeryüzünde fesat çıkarmayın' denildiğinde: 'Biz sadece ıslah edicileriz' derler. Bilin ki asıl fesatçılar kendileridir ama şuurunda değildirler. Ve onlara: 'İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin' denildiğinde: 'Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?' derler. Bilin ki, gerçekten asıl kendileri düşük akıllılardırlar ama bilmezler. İman edenlerle karşılaştıkları zaman: 'İman ettik' derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise derler ki: “Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz onlarla alay ediyoruz.' Asıl Allah onlarla alay etmekte ve taşkınlıkta ileri gitmelerine fırsat vermektedir. Bu kimseler hidayete karşılık sapıklığı satın almışlardır. Ancak yaptıkları alışveriş bir kazanç sağlamamış, kendileri de doğru yolu bulamamışlardır. (2/Bakara 11-16)
Bakara 11-16 ayetlerde münafıklara "siz de müslümanlar gibi Kuranda yazanlara iman etsenize" deyince "kıt akıllılar gibi mi iman edelim" dedikleri haber veriliyor. Günümüzde de aynı şekilde iman şartını kaldıranlara "siz de Kuranda yazana inanın, iman şartını kaldırmayın" dediğimizde "siz cahilsiniz, yobazsınız, örümcek kafalısınız" gibi ithamlarda bulunuyorlar ve 1400 küsür yıl önceki münafıklar gibi müslümanları aşağılıyorlar. Kurancılık maskesi altında dinden eksiltme yapmaya çalışıyorlar.
Modernistlerin iddiasına göre Kitap ehli de, ateistler de iyilik yaparak cennete gidebiliyorsa müslüman olmaya da gerek kalmaz. Peygamberimizin islam davetinde bulunması ve kitap ehlini islama davet etmesinin de anlamı kalmaz. Peyamberimiz bilemedi mi "iyilik yapın yeter, bana ve Kurana inanmasan da sadece iyilik yaptığın için cennete gidebilirsin" demeyi. Peygamberimiz kitap ehlini islama davet etti (3:64) Herkese "Ey iman edenler! Allah'tan gereği gibi sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün." (3/Ali imran 102) dedi. Hz Yusuf da "Dünya ve ahirette velîm sensin, benim canımı müslüman olarak al ve beni salihler arasına kat" (Yusuf 101) demişti. Peki müslüman olmak nasıl oluyor? Allah'a şirksiz İman ve salih amel ile oluyor.
Tebliğe maruz kalanların bahanesi kalmaz!
Hz. Muhammedin peygamberliği ve Kuranı kerimin son kutsal kitap olduğu kendisine tebliğ edildiği halde, ilim kendisine ulaştığı halde, inkârda direnen ve hak dini kabul etmeyenlerin ahirette nasıl bir sonla karşılacağını bildiren ayeti de görelim.O düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolası, ne biçim ölçtü biçti! Yine kahrolası ne biçim ölçtü biçti! Sonra şöyle bir baktı. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı yüzünü ekşitti. En sonunda sırtını dönüp gitti ve kibrine yenildi. Dedi ki: "Bu olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir. Bu (Kuran), insan sözünden başka bir şey değildir." Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım. Sen bilir misin sekar nedir? Bitirir ama yok olmaya da bırakmaz, derileri kavurur, Orada on dokuz (görevli melek) vardır. (Muddessir 18-30 ayetler)
Muddessir suresinde kendisine Kuran tebliği ulaşan bir adamın inkârcı tutumu "kahrolası" sözüyle eleştirilmiştir ve öldükten sonra sekar denilen cehennem katlarından birine atılacağı haber verilmiştir. Bu olaylar elbette yaşanacaktır, Kuran hak gerçek kıssalar anlatır. Doğru olduğunu anlamak için ölüpte görmeyi beklemek ise helak olmaya sebep olacaktır. Önemli olan bize verilmiş bu ömür sermayesinde doğru yola girebilmektir.
Doğru yola girebilmek için de tek yol son kutsal kitaba inanmak ve uymaktır. Aksi halde tevhid nasıl birşeydir, Allah'a şirk koşmadan iman etmek nasıl birşeydir, Allah'a kulluk nasıl yapılır, Allahın bizden istediği ibadetler nelerdir, Allahın hoşnut olacağı ameller nelerdir bilemezdik. Din adamlarının uydurduğu hurafeleri din sanar ve şirk koşarak iman ederdik. Şimdi şirk koşarak iman edenlere örnekler verelim.
A) Mekkeli müşrikler: Şirk koşarak iman etmek deyince akıllara ilk gelen mekkeli müşriklerdir. Kâbeye hizmet ettikleri halde, Allah'a yaklaşmak için evliyaların heykelini yapıp bunları aracı edinmişler, ruhlardan şefaat dilenmişlerdir. Mekkeli müşrikler tıpkı günümüzde yaşayan sufiler gibi evliya ruhlarına yalvarmıştır, evliya ruhlarından şefaat dilenmiştir. Bu davranışlarını doğru yolda olmak zannedip "bizim amacımız Allah'a yaklaşmaktır, kötü bir niyetimiz yok" demişlerdir. Bu sözlerini eleştiren şu ayet inmiştir:
Dikkat edin, halis din Allah içindir. Onun aşağısında evliya edinenler, "Bizi Allah'a yakın bir mertebeye ulaştırsınlar diye onlara kulluk ediyoruz" (derler). Şüphesiz ki Allah ihtilaf içinde oldukları şeyde onların arasında hükmedecek. Şüphesiz ki Allah, o yalancı nankör kişileri hidayete ulaştırmaz. (39/Zumer Suresi 3)
B) Hristiyanlar: Şirk koşarak Allaha inanmak deyince akıllara gelen ikinci grup Hristiyanlardır. Din adamlarının İznik toplantısı sonrası, Hz İsanın peygamber değil, Allahın oğlu olduğu kanısına varmışlardır. Kendi elleriyle yeni bir tanrı oluşturmuşlardır. Allah'a baba demişler, İsaya oğlu demişlerdir. Bir peygamberin gösterdiği mucizelerin büyüklüğü sebebiyle onu tanrının oğlu ilan etmişler ve şirk koşarak Allaha inanan dindarlar arasına girmişlerdir. Üstüne bir de "İsaya tanrı demeyen cennete gidemez" diyerek Hz İsanın getirdiği İslamı Hristiyanlığa çevirmişlerdir.
Din adamlarının eklediği cümle: "Kim İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu açıkça kabul ederse, Tanrı onda yaşar, o da Tanrı’da yaşar.'' [1.Yuhanna 4:15] İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın Onu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın." [Romalılar 10:9]
Hz İsanın dediği cümle: Onlardan bir fakih, İsayı deniyerek ondan sordu: Ey Muallim, şeriatte büyük emir hangisidir? İsa ona dedi: "Allahın Rabbi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün fikrinle seveceksin." Büyük ve birinci emir budur. Ve buna benziyen ikincisi şudur: "Komşunu kendin gibi seveceksin." Bütün şeriat ve peygamberler bu iki emre bağlıdır. (Matta incili 22:35)
Ve işte, bir fakih kalktı ve: Ey Muallim, ebedî hayatı miras almak için ne yapayım? diyerek İsayı denedi. Ve İsa ona dedi: Şeriatte ne yazılmıştır? nasıl okursun? O cevap verip dedi: "Rab Allahını, bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün kuvvetinle, ve bütün fikrinle, ve komşunu kendin gibi seveceksin." İsa da ona: Doğru cevap verdin, böyle yap, yaşarsın, dedi. (Luka incili 10:25)
İsaya tanrı diyenleri eleştiren ayet şöyledir:
Andolsun siz, çok çirkin bir şey ortaya attınız. Neredeyse bundan dolayı, gökler paramparça olacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti. Rahman'a çocuk isnad ettiler diye! Oysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz. Göklerde ve yerde olan herkes, istisnasız birer kul olarak Rahmân'a gelecektir. (19/ Meryem suresi 89-94)
Şüphesiz "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler kâfir olmuşlardır. Oysa bir tek ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse onlardan inkar edenlere acıklı bir azap dokunacaktır. (5/Maide Suresi 73)
Yahudiler: “Uzeyr Allah'ın oğludur” diyorlar. Hıristiyanlarsa: “İsa Allah'ın oğludur” diyorlar. Bu sözler, daha önce inkâra sapanların söylediklerine benzer şekilde ağızlarıyla geveledikleri cahilce sözleridir ki, Allah kahretsin onları, nasıl da haktan sapıp yüz çeviriyorlar. (9/Tevbe Suresi 30)
C) Yahudiler: Yahudiler de Hristiyanlar gibi "Üzeyir Allah’ın oğludur" diyerek Allah'a çocuk isnad etmiştir. Lakin yahudilerin şirke düşmesinin diğer sebebi Tevratın yanına yeni kutsal kitap yazıp "Bu da Allahtan geldi" demeleridir. Kendi elleriyle kitap yazıp Allah'a isnad etmeleri ve yeni kutsal kitap uydurmaları onları şirke düşürmüştür.
Elleriyle kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için, “Bu Allah’ın katındandır” diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıkları yüzünden vay haline onların! Yaptıkları sebebiyle vay haline onların! (2/Bakara Suresi 79)
Onlardan bir grup, kitapta olmayanı ondan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler ve Allah katından olmadığı halde, “Bu Allah katındandır” derler. Onlar bile bile Allah hakkında yalan uydurmaktadırlar. (3/Ali imran 78)
Allahın indirdiği kutsal kitap dururken onu yeterli görmeyip yeni kutsal kitaplar uydurmak yahudilerin dinlerini bozmasına ve hurafeleri din sanmasına sebep olmuştur. Bu sebeple "Amelikleri yok edin, kadın çocuk ayırt etmeden soykırım yapın" (1. Samuel 15:3) gibi şeytani sözleri bile kutsayıp Filistin halkına zulm etmeye başlamışlardır. 2023 yılından 2026 yılına kadar yaptıkları soykırım, 13. yy moğolların yaptığı soykırıma benzemektedir. Filistindeki Okulları, hastaneleri, cami ve kiliseleri, çadırda yaşam mücadelesi veren insanları bile patlayıcılar ile öldürmüşlerdir, tüm dünyada nefrete sebep olmuşlardır. Bu durum kutsal kitaptan sapmanın ve hurafelere inanmanın ne kadar kötü yerelere gittiğini göstermiştir.
D) Hadisler ve Mezhepler: Günümüzde müslümanları da aynı tehlike kuşatmıştır, Hz Muhammedi Allahın çocuğu ilan etmeseler bile "kainat onun hürmetine yaratıldı" diyerek en üstün peygamber ilan edilmiştir. Oysa Kuranda resuller arasında ayrım yapmamak, onları bir yarışa sokmamak gerektiği farklı ayetlerde geçer. (4:152)
Müslümanların önündeki diğer tehlike de Hz Muhammed adına yazılan hadis kitaplardır ve bu hadislerden yola çıkarak hüküm koyan mezheplerdir. Tıpkı yahudilerin kendi elleriyle kitap yazıp Allahtan geldi demesi gibi, sufi sünni karışımı bir inanca sahip olan hurafeci tayfa da rivayetleri vahiy ilan ederek yeni kutsal kitaplar uydurmuştur.
"Buhari ve Müslimde hiç uydurma hadis yok, ayet ile hadis çelişiyorsa hadisten hüküm alınır" diyerek kendilerine yeni kutsal kitaplar bulmuşlardır. Çelişen bir durum görürlerse Allahın ayetini değil, filancadan rivayet edilen sözleri kabul ederek aslında Kurana iman etmediklerini göstermişlerdir. Bu yüzden "Cennete müslümanlardan başkası giremez" demek eksik olmaktadır, "Yeni kutsal kitaplar uydurmayan ve Allah'ın kitabına ortak koşmayan tevhid ehli müslümanlar girebilir" demek lazımdır.
Sonuç olarak "Şirk koşarak iman edenler cennete giremez, Hz Muhammedi kabul etmeyenler cennete giremez, Kuranı kabul etmeyenler cennete giremez" Bütün Kuran ayetleri geçmiş ümmetlerin hatalarını anlatır ve Allahın istediği şekilde iman etmeye davet eder. Allahın istediği gibi iman etmenin tek yolu da Hz Muhammedi kabul etmek ve Kuranı kabul etmektir. Müslüman olmayanlar hak dini de doğru düzgün öğrenemez, hurafelerden de kurtulamaz, şirk inançlardan da kurtulamaz, cehalet karanlığından da kurtulamaz.
Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri ise tağut'tur. Onları nurdan karanlıklara çekerler. İşte onlar ateşin halkıdırlar, orada devamlı kalacaklardır. (2/Bakara 257)
Hz. Muhammed son nebidir ve kıyamete kadar yaşayacak bütün insanların peygamberidir. 610 yılından sonra tüm dünya insanlığı Hz Muhammedi kabul etmekle ve müslüman olmakla mükellef olmuştur. Hz. Musa dirilip gelse, Hz İsa gökten inse bile son nebiye tabi olacaklardır, Kurana göre hüküm verecektir.
"Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik." (21/Enbiya Suresi 107)
"Biz seni ancak bütün insanlara bir müde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar." (34/Sebe Suresi 28)
Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir. (14/İbrahim Suresi 52)
Bumudin - Kitap ehli cennete gidecek mi 2018
Güncelleme 2026

1 Yorumlar
Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Ali İmran-199
YanıtlaSilSiz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Gmail hesabınızla veya Anonim olarak yorum yapabilirsiniz.