Kuran müslümanlığı hakkında bilgiler

Hadis Yazmayı Yasaklayan Hadisler

hadisler
Hadis yazmayı yasaklayan hadis ifadesi size garip gelebilri ama gerçekten de "hadis yazmayın" diyen hadisler vardır. Bunu bile kayıt etmiş olmaları aslında her duyduklarını yazdıkları anlamına geliyor. Bu bir yandan iyi birşey, diğer yandan kötü birşey. İyiliği tek taraflı bakmadan farklı görüşleri de aktarmışlar ve bizim de kullanabileceğimiz Kurana uygun hadisler yazmışlar. Kötülüğü ise uydurma hadisleri de yazmışlar ve islam dünyasını bin yıldır geri bırakmışlar, ahmaklaştırmışlar, aklı kullanmayı ve düşünmeyi yasaklamışlar.

Hadis yazmayın diyen hadislere baktığımız zaman "Kuranla karışabilir onun için yazmayın" demiyorlar. "Eski ümmetler hadis yazdığı için yoldan çıktı, siz de onlar gibi kutsal kitabı terk edersiniz, bu yüzden hadis yazmayın" diyorlar. Bu gerekçe sebebiyle peygamberin vefatından 170 yıl sonraya kadar kimse hadis yazmıyor. Yani ne peygamberimiz, ne sahabeler, ne sahabeleri gören tabiin hadis kitabı yazmamış, hepsi de Kuranı yeterli görmüş, hepsi de geleneği devam ettirerek dini korumuş.

Geleneği devam ettirerek dini korumaya örnek "hac bilinen aylarda" (2:197) ayetidir. Kuran inmeden önce mekkeli müşrikler hac aylarını biliyorlar ve bu aylarda hac merasimi düzenliyorlar, gelen hacılara su dağıtarak (9:19) sevap kazanmaya çalışıyorlar. Burada şaşırmış olabilirsiniz, mekkeli müşrikler ve hacı olmak sevap kazanmaya çalışmak falan biraz garip değil mi? Eğer islamı sünni hocalardan dinlediyseniz evet garip gelebilir ama islamı Kuran okuyarak öğrendiyseniz garip gelmeyecektir. Çünkü mekkeli müşrikler kendilerini Hz. İbrahimin yolunda olarak görüyorlardı, ibadet bile ediyorlardı ama tasavvufçu oldukları için yani ölülere yalvarıp şefaat istedikleri için şirke düşmüşlerdi.

Gelenekle dinin korunmasına diğer örnek de namaz rekat sayısıdır. Ne Kuranda ne hadislere namazların rekat sayısı verilmez, bu da "hac bilinen aylarda" ayetindeki gibi "namaz bilinen rekatlarda" olarak anlaşılır. Yani Kuran herşeyi açıklar ama ibadetlerde geleneğe atıf yapar çünkü ilk insandan beri bilinen ve günlük uygulanan şeylerdir. Mesela kabe Hz. Adem aleyhisselam tarafından yapılmıştır bu yüzden "insanlar için ilk mabed" (3:96) denmiştir. Hz. İbrahim ise tufanda yeri kaybolan kabeyi yeniden bulmuştur. İbadet usullerini yeniden öğrenmiştir. Yani elimizde hiç hadis olmasa bile islamı yaşayabilirsiniz çünkü yüce Allah "Kuranda herşeyi açıkladım, başkasına muhtaç olmayın diye kendim tefsir ettim" tarzında ayetler sunmuştur.

Şimdi ihtilaf gideren Kuranı kerim varken ihtilaf çıkaran kaynakların yazılmaması gerektiğini söyleyen hadislere bakalım. Bunu görüce de "madem hadislere inanmıyorsunuz niye bu hadisleridelil gösteriyorsunuz" diyenler olabilir. Bunları sunma amacımız eskiden hadis diye bir dini kaynağın olmadığını göstermek. Varsa bile onlar Kuranı çok iyi bildiği için uydurma hadis ile kurana zıt hadis ayrımını yapabiliyordu. Ancak günümüzde Kurana zıt hadis ayrımını yapabilmek için evvela Kuran okumak şart iken müslümanlara "ilk önce hadis okuyun, mezhep okuyun, fıkıh okuyun" diyerek Kurandan uzak tutanlar mevcut.

Eğer "önce başka kitaplar okuyun" diyenlere inanıp hadis, hadis usulü, fıkıh, fıkıh usulü, tefsir, tefsir usulü, mezhep gibi 200 yıl sonra ortaya çıkan uydurma ilimlerle vakit kaybederseniz kafanız din adına dolacağı için artık ayetlere yer kalmaz. Bir meselede ayet gösterip susmak varken gidersiniz "filancaya göre böyle, falancaya göre böyle, bir hadis şöyle diyor, öbür hadis şöyle diyor, bir mezhep şöyle demiş öbür mezhep aksini söylemiş" gibi ihtilaf ve çelişkiler içinde yüzersiniz. Sonrada kendinizi alim zannedersiniz.

Kehf Sure 54: Andolsun, insanlara bu Kur'an'da her tür örneği çeşitli şekillerde açıkladık.


HADİS YAZMAYI YASAKLAYAN HADİSLER


*“Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve ''yazdığınız şey nedir?'' dedi. ''Senden işittiğimiz hadisler'' dedik. Hz. Peygamber ''Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” buyurdu. (El Hatib: Takyid, sayfa 33. Ravi: Ebu Hureyre)

*Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayete göre: Bazen arkadaşlarla oturur ve Hz. Peygamber'den duyduklarımızı yazardık. Bir keresinde Rasûluliah yanımıza geldi ve "Ne yazıyorsunuz ?" diye sordu. Bizde: ''Senden duyduğumuz şeyleri yazıyoruz’’ dedik. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu : "Allah'ın Kitabı ile birlikte başka bir kitap mı yazıyorsunuz? Sadece Allah'ın Kitabını yazın! Sadece onu yazın!" Bunun üzerine biz de onları bir tepede topladık ve hepsini yaktık.[Ahmed bin hanbel müsned: İlim bölümü 56/253]

* Resulullah'tan hadisleri yazmak hususunda izin istedik fakat bize izin verilmedi.” [Tirmizi: İlim 11 (2665) Ravi: Ebu Saîd el-Hudrî]

* “Benim ağzımdan Kur'an'dan başka hiçbir şey yazmayın. Kur'an'dan başka bir şey yazmış kimse varsa onu silsin. Ancak yazmaksızın benden dilediğiniz gibi rivayet edin. Bunda hiçbir sakınca yoktur. Herkim bile bile bana yalan söz isnat ederse cehennemdeki yerine hazırlansın.” [Müslim: Zühd 16 (2703) Ravi: Ebu Saîd el-Hudrî]

*Abdullah b. Hantab'tan rivayet olunmuştur; dedi ki: (Bir gün) Zeyd b. Sabit, Muâviye'nin yanına girmişti. (Muaviye ona) bir hadisi sordu. (Zeyd cevap verince Muaviye) bir adama bu hadisi yazmasını emretti. Bunun üzerine Zeyd ona: ‘’Rasülullah (sav) bize kendi sözlerinden hiçbirini yazmamamızı emretti, dedi. (Adam da yazdığı) bu hadisi sildi. [Ebu Davud: İlim 3 (3547)] * Biz Kur'an ve şahadet kelimesinden başka bir şey yazmadık. [Ebu Davud: İlim 3 (3548). Ravi: Ebû Saîd el-Hudrî]

Sahabeler hadis yazmayı yasakladı

Hadisler, Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: “Kitap Ehli’nin Mişnası gibi Müslümanların Mişnasıdır bunlar.” İbni Sad, Tabakat, 5/140

Hz. Ali minberden şu hutbeyi veriyordu: “Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yok etsinler. Zira halkı helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kuran’ı terk etmeleridir.” İbni Abdül Berr, Camiul Beyanil İlm

Hz. Ebu Bekir, Peygamberimiz’in vefatından sonra halkı toplamış ve onlara şöyle demiştir: “Sizler Allah’ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşecektir. Allah’ın elçisinden hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah’ın Kitabı aramızda, onun helalini helal kılın, haramını haram görün.” Zehebi, TezkiratulHuffaz 1/3

Veda hutbesinde bırakılan şey

Size bir emanet bırakıyorum ki, siz ona sıkıca sarılırsanız bir daha asla sapıtmazsınız. Oda Allah'ın kitabı (Kuran)dır. (Müslim: Hac 147, Ebu Davud: Menasik 56)

Haramların Kuran'da yazdığını söyleyen hadis

Ibn Abbas'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: Cahiliyye (dönemi) halkı bazı şeyleri yerlerdi, bazı şeyleri de tik­sindiklerinden dolayı yemezlerdi. Derken yüce Allah, Peygamberini (s.a) gönderdi ve Kitab'ım indirdi. Helâlini ve haramını açıkladı. Ar­tık onun haram kıldığı haramdır, helâl kıldığı da helâldir. Hakkında açıklama yapmadığı ise affedilmiştir. Sonra, "De ki: Bana vahyolunanda (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum'' âyetini sonuna kadar okudu. [Ebu Davud: Etime 30 (3800)]
.
Maide suresi 101: Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayınız. Eğer Kur'ân indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Açıklamadığına göre Allah onları affetmiştir. Zira Allah çok bağışlayıcıdır; yumuşak davranandır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?